Meslek Birliği Aracılığıyla Üye Oyuncularına Ödenen Telif Bedellerinin Vergilendirilmesi
Meslek Birliği Aracılığıyla Üye Oyuncularına Ödenen Telif
Bedellerinin Vergilendirilmesi
Kanun Numarası
5520
Kanun
KURUMLAR VERGİSİ KANUNU
Özelge No
62030549-125[2-2022]-163380
Özelge Tarihi
10.12.2025
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İstanbul Defterdarlığı
Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı :E-62030549-125[2-2022]-
Meslek Birliği Aracılığıyla Üye Oyuncularına Ödenen Telif Konu:
Bedellerinin Vergilendirilmesi
10.12.2025
ilgi:
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, Birliğiniz üyesi olan sinemа,
tiyatro ve dizi oyuncularının rol almış olduğu sinema filmi veya dizilerin yabancı
ülkelerde ve çeşitli mecralarda yayınlanması dolayısıyla, yayınlanan ülkelerdeki telif
ödemeleriyle ilgili kuruluşlar tarafından Birliğiniz vasıtasıyla oyunculara telif
ödemesinin yapıldığı belirtilerek, Birliğinize ödenen bu telif ödemelerinin
vergilendirilmesi ile ilgili olarak;
- Birlik hesabına gelen ödemeler karşılığında bir belge düzenlenmesinin gerekip
gerekmediği, gerekiyorsa bu belgenin türünün ne olduğu,
- Birliğinize yapılan telif ödemeleri, telif sahibi oyunculara ödenirken, oyunculardan
serbest meslek makbuzu, fatura v.b. belge alınıp alınmayacağı, stopaj yapılıp
yapılmayacağı,
- Telif sahibi oyunculara ödeme yapılırken, Birliğiniz tarafından belge
düzenlenecekse, bu belgelerde katma değer vergisi hesaplanıp hesaplanmayacağı,
- Telif sahibi oyunculara ödeme yapılırken, "katkı payı" adı altında belirli oranda
kesinti yapıldığı, söz konusu kesintinin Birliğin giderlerinde kullanıldığı, kesinti yapılan
bu "katkı payı" ile ilgili herhangi bir vergi ödenip ödenmeyeceği ve mükellefiyet
tesisinin gerekip gerekmediği
hususlarında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.
Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde derneklere ait iktisadi
işletmeler, kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olup anılan maddenin
beşinci fıkrasında, derneklere ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve
sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmelerin
derneklerin iktisadi işletmeleri olduğu; altıncı fıkrasında da derneklere ait iktisadi
işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler
arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve
kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmamasının
mükellefiyetlerini etkilemeyeceği, mal ve hizmet bedelinin sadece maliyeti
karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis
edilmesinin bunların iktisadi işletme niteliğini değiştirmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; kurumlar vergisinin,
mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden
hesaplanacağı; ikinci fıkrasında ise safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi
Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına
alınmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari
kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki
değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce
işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen
değerlerin ise farka ilave olunacağı; ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi
sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41
inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler
uyarınca tespit edilecek kurum kazancından, Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci
maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler
indirilebilecektir.
Kurumlar Vergisi Kanununun uygulanmasına ilişkin açıklamaları içeren 1 seri no.lu
Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin (2.4) bölümünde, iktisadi işletmelerin belirgin
özelliklerinin, bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz
etmesi olduğu, diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurlarının ticari faaliyetin de
temel özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi
içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı ya da hizmet ifaları gibi faaliyetler
olduğu; Kanunun, bu gibi halleri tek tek saymak yerine dernek veya vakıf tarafından
piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsamına aldığı,
satılan mal veya hizmete ait bedelin sadece maliyeti karşılayacak kadar olmasının,
kâr edilmemesinin, kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi
işletme olma vasfını değiştirmeyeceği; ayrıca kazanç sağlama amacı olmasa dahi
işletmenin konusunun ve faaliyetinin, her türlü mal ve hizmet satışı ya da bunlara
benzer şekillerde olması ve devamlı surette yapılması durumlarında da dernek veya
vakıflara ait iktisadi işletme oluştuğunun kabul edileceği açıklanmaktadır.
İktisadi işletmenin tanımı içinde yer alan ve devamlı olarak yapılan ticari, sınai veya
zirai faaliyetten söz edilebilmesi için bu işletmenin tedavül ekonomisine katılması,
başka bir ifadeyle işletmede üretilen malların veya verilen hizmetin bir bedel karşılığı
satılmış olması gerektiği, aksi halde diğer unsurlar var olsa dahi bir iktisadi
işletmenin varlığından söz edilemeyeceği açıktır.
Öte yandan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun "Meslek birliklerinin
kurulması" başlıklı 42 nci maddesinde "Eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile
bağlantılı hak sahipleri, ile bu Kanunun 52 nci maddesine uygun biçimde
düzenlenmiş sözleşmelerle eser veya hak sahibinden malî hakları kullanma
yetkilerini devralarak bu Kanunun 10 uncu maddesine göre ilim-edebiyat eserleri
üzerindeki hakları kullanarak, süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayanlar
uyelennin ortak çikananni korumak ve bu kanumlle taninmiş nakianmiddresiu ve
takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere,
Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik ve tip statülere uygun olarak tespit
edilecek alanlarda birden fazla meslek birliği kurabilirler. Eser sahipleri veya icracı
sanatçılar bakımından zorunlu organlarının asıl üye sayısının dört katı kadar;
yapımcılar veya radyo-televizyon kuruluşları bakımından bu organların asıl üye
sayısının iki katı kadar üye olma niteliklerini taşıyan gerçek veya tüzel kişiler meslek
birliği olarak faaliyet gösterebilmek için izin almak üzere Bakanlığa başvurmak
zorundadırlar. Meslek birlikleri bu izni aldıktan sonra kuruldukları alanda faaliyet
gösterirler." hükmü yer almaktadır.
Vergi uygulamaları bakımından 5846 sayılı Kanuna göre eser sahipleri (söz yazarı,
besteci, şair, yazar, ressam, yönetmen, senarist, bilgisayar programcısı vb.) ile
bağlantılı hak sahipleri (müzisyen, oyuncu, fonogram yapımcısı, film yapımcISI,
radyo/ TV yayıncısı) tarafından üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve anılan Kanun
ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak
sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere kurulmuş olan meslek birliklerinin tüzel kişiliği
itibarıyla kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmamaktadır.
Ancak, 5846 sayılı Kanuna göre faaliyet gösteren meslek birliklerinin yürüttüğü
faaliyetlerin, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde devamlı
surette ve bir bedel mukabilinde gerçekleştirilen ticari, sınai ve zirai faaliyetlerden
oluşması halinde; bu faaliyetler dolayısıyla, meslek birliklerinin tüzel kişiliğinden ayrı
olarak, meslek birliklerine bağlı oluşacak iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi
mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekir. Meslek birliklerin bu faaliyetlerinin kanunla
verilmiş görevler arasında bulunması iktisadi işletme oluşmasına engel teşkil
etmeyecektir.
Buna göre, meslek birliklerinin, üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve üyelerine
tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine
dağıtımını sağlamak suretiyle gerçekleştirdiği hizmetlerin bir bedel karşılığında
sunulması halinde, bu hizmetler dolayısıyla meslek birlikleri bünyesinde oluşacak
iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi ve elde
edilecek kazançların kurumlar vergine tabi tutularak vergilendirilmesi gerekir.
Dolayısıyla, Birliğiniz üyesi olan sinema, tiyatro ve dizi oyuncularının rol almış olduğu
sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde yayınlanması dolayısıyla, yayınlanan
ülkelerdeki ilgili kuruluşlar tarafından Birliğinize ödenen telif bedelleri nedeniyle,
Birliğiniz tüzel kişiliğinden ayrı olarak Birliğinize bağlı oluşacak iktisadi işletme
nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi ve elde edilen kazançların
kurumlar vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
Ayrıca, Birliğinize ödenen telif bedellerinin telif sahibi oyunculara ödenen kısmının,
kurulacak iktisadi işletmenin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate
alınması mümkündür.
Gelir Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- "Serbest meslek kazancının tarifi" başlıklı 65 inci maddesinde; "Her türlü serbest
meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki
bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
- "Serbest meslek erbabı" başlıklı 66 ncı maddesinde, "Serbest meslek faaliyetini
mutat meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır.
yer verilmiştir.
Aynı Kanunun "Vergi tevkifatı" başlıklı 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, "Kamu
idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş
ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler,
yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve
serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına
göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak
ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir
vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar" hükmüne yer verilmiş ve
aynı maddenin (2) numaralı bendinde de, 18 inci madde kapsamına giren serbest
meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden % 17, diğerlerinden %20 oranında gelir
vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür.
Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun serbest meslek kazançlarında istisnaları
düzenleyen 18 inci maddesinde, "Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam,
bestekar, bilgisayar programcisı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir,
hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı,
röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu
gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve
videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile
ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik
etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında
alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir.
Yukarıda yazılı kazançların arızi olarak elde edilmesi istisna hükmünün
uygulanmasına engel teşkil etmez.
Serbest meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif
suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.
Bu madde kapsamındaki kazançları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin
dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar. Bu
durumda olanların, 94 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapma
yükümlülüğü yoktur." hükmüne yer verilmiş olup konuya ilişkin açıklamalara, 311 seri
no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer verilmiştir.
Anılan Tebliğin;
- "İstisnanın kapsamı ve istisnadan yararlanma şartları" başlıklı 3 üncü maddesinde,
"(1) 193 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde serbest meslek kazanç istisnasından
yararlanan mükellefler ve istisna kapsamında olan eserler sayılmış olup, söz konusu
maddede hangi hasılatın istisna kapsamında olduğu da ayrıca belirtilmiştir. Buna
göre;
a) Anılan istisnadan yararlanma hakkı; müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam,
bestekâr, bilgisayar programcısı, mucitler ve bunların kanuni mirasçılarına
tanınmıştır.
b) istisna kapsamına; şiir, hikâye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri,
bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon
senaryo ve oyunu gibi eserler ile ihtira beratları girmektedir.
c) İstisna uygulanacak hasılat, eserlerin; gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı,
radyo, televizyon ve videoda yayınlanması veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve
nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarının satılması veya bunlar üzerindeki mevcut
hakların devir ve temlik edilmesi veya kiralanması karşılığında elde edilen hasılattır.
Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında
alınan bedel ve ücretler de istisna kapsamındaki hasılata dahildir.
(2) 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre
bazı eserlerde kayıt ve tescil zorunlu, bazı eserlerde ise ihtiyari tutulmuştur. 193 sayılı
Kanunun 18 inci maddesinde yer alan serbest meslek kazanç istisnasından
yararlanabilmek için maddede belirtilen eserlerden kayıt ve tescili zorunlu olanların
kayıt ve tescil ettirilmesi şart olup, diğer eserlerde kayıt ve tescil şartı
aranmayacaktır.
(3) Kültür ve Turizm Bakanlığınca kayıt-tescil edilen eserlerin, aynı zamanda 193
sayılı Kanunun 18 inci maddesinde sayılan eserler veya bu eserlere benzerlik
gösteren eserlerden olması şart olup, 5846 sayılı Kanuna göre kayıt-tescil edilen
tüm eserler istisna kapsamına girmemektedir.
açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu bağlamda, söz konusu istisna, müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam,
bestekar, bilgisayar programcısı ve mucitlere tanınmış olup sinema, tiyatro ve dizi
oyuncularının üyelerin rol aldığı sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde çeşitli
mecralarda yayınlanması nedeniyle elde ettikleri kazançları için Gelir Vergisi
Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisnadan faydalanılması mümkün
değildir.
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalara göre,
Birliğinize üye olan sinema, tiyatro ve dizi oyuncularının serbest meslek kazancı
yönünden mükellefiyet kaydının bulunması halinde, üyelerin rol aldığı sinema filmi
veya dizilerin yabancı ülkelerde çeşitli mecralarda yayınlanması nedeniyle
Birliğinizce tahsil edilerek üyelere yapılan ödemelerin serbest meslek kazancı
kapsamında değerlendirilmesi,
- Birliğinize üye ancak vergi mükellefiyeti olmayan, oyunculuk faaliyetini arızi olarak
yerine getirenlere yapılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 82 nci maddesi
uyarınca arızi serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmesi ve Birliğiniz
tarafından tahsil edilerek üyelere yapılan ödemelerin arızi serbest meslek kazancı
kapsamında değerlendirilerek vergilendirilmesi,
gerekmekte olup her iki durumda da ödenen bedellerden Gelir Vergisi Kanununun
94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendinin (b) alt bendi uyarınca %20
oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;
-1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti
çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu,
-1/3-g maddesinde, dernek ve vakıflara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından
kurulan veya işletilen müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve
hizmetlerinin KDV'ye tabi olduğu,
-11/1-a maddesinde, ihracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetlerin KDV den
istisna olduğu,
-12/2 nci maddesinde, bir hizmetin hizmet ihracı kapsamında değerlendirilebilmesi
için hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olması ve hizmetten yurt dışında
faydalanılması gerektiği,
-32 nci maddesinde, bu Kanunun 11, 13, 14 ve 15 inci maddeleri ile 17 nci maddenin (4)
numaralı fıkrasının (s) bendi uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle
ilqili fatura ve benzeri vesikalarda qösterilen KDV'nin, mükellefin vergiye tabi islemleri
üzerinden hesaplanacak KDV'den indirileceği, vergiye tabi işlemlerin mevcut
olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde
indirilemeyen KDV'nin, işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının
sonuna kadar talep edilmesi şartıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit edilecek
esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunacаğı
hüküm altına alınmıştır.
KDV Genel Uygulama Tebliğinin (II/A-2.1.) bölümünde de;
Hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapıldığı, yurt dışındaki müşteri adına
düzenlenen fatura ve benzeri belge ile tevsik edilir.
Hizmetten yurt dışında faydalanılmasından kasıt, Türkiye'de yurt dışındaki müşteri
için yapılan hizmetin, müşterinin yurt dışındaki iş, işlem ve faaliyetleri ile ilgili olması;
Türkiye'deki faaliyetleri ile ilgisi bulunmamasıdır.
açıklamalarına yer verilmiştir.
Buna göre, Birliğiniz bünyesinde oluşan iktisadi işletme tarafından yurt dışındaki
müşteriye verilen sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde yayınlanmasına
yönelik hizmetten münhasıran yurt dışında yararlanılması halinde, bu hizmetin 3065
sayılı Kanunun 11 inci maddesine göre hizmet ihracı kapsamında değerlendirilmesi
mümkün bulunmaktadır.
Öte yandan, söz konusu hizmete ilişkin yurt dışındaki yayıncı kuruluşlardan tahsil
edilen bedellerden üyeniz olan oyunculara aktarılan tutarlar nedeniyle oyuncular
tarafından düzenlenen belgelerde genel hükümler çerçevesinde KDV hesaplanmasI
gerekmektedir. Birliğinize bağlı iktisadi işletmenin bu işlemlere aracılık etmesi
nedeniyle verdiği hizmete ilişkin KDV hesaplanması gerektiği tabiidir.
Vergi Usul Kanunu Yönünden Değerlendirme:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu uygulamasında mükelleflerin ödevleri, Kanunun ikinci
kitabında düzenlenmiş olup, mezkûr Kanun uyarınca düzenlenmesi/kullanılması
zorunlu olan vesikalar, Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde düzenlenmiştir.
Ayrıca, mezkûr Kanunun 227 nci maddesinde, "Bu Kanunda aksine hüküm
olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve
muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü yer almakta olup, söZ
konusu kayıtların ise aynı Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan veya
Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak kullanılma zorunluluğu getirilen
belgelerden uygun olanı ile tevsik edilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, mezkûr Kanunun, 229 uncu maddesinde fatura, satılan emtia veya
yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı
satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tarif
edilmiş; 230 uncu maddesinde, faturanın şekline/muhteviyatına; 232 nci
maddesinde de fatura kullanma mecburiyetine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Bunun yanı sıra, mezkûr Kanun ve ilgili ikincil mevzuatta öngörülenler (birinci ve
ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenler, defter tutmak
mecburiyetinde olan çiftçiler, serbest meslek erbapları gibi) haricindekilerin
işlemlerinde, bu Kanun uyarınca kullanılma zorunluluğu bulunan belgeleri/vesikaları
düzenleme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Buna göre, Birliğiniz üyesi olan sinema, tiyatro ve dizi oyuncularının rol almış olduğu
sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde yayınlanması dolayısıyla, yayınlanan
ülkelerdeki ilgili kuruluşlar tarafından Birliğinize ödenen telif bedelleri nedeniyle
Birliğiniz bünyesinde iktisadi işletme oluştuğundan, Birliğiniz iktisadi işletmesi
tarafından Vergi Usul Kanunu ve ilgili ikincil mevzuatta öngörülen
ödevlerin/yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekmekte olup, bu kapsamda da elde
ettiğiniz telif gelirleri karşılığında fatura düzenlenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, Birliğiniz üyesi olan telif sahiplerine ödenen telif bedellerine ilişkin
kayıtların, söz konusu kişilerin mükellefiyet türüne bağlı olarak mezkûr Kanunun 229
ve müteakip maddelerinde yer alan veya Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak
kullanılma zorunluluğu getirilen belgelerle tevsik edilmesi gerektiği tabiidir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.